Sayfalar

5 Mart 2011 Cumartesi

Batak piyasası


Ulan tanrı da batak masasında üç kağıt yapmıyor ki bi el alsak.


        Ankara beyazını tutturamamış bir karla akşamlıyordu. Bundan rakım da nasiplensin istedim. Bir sonraki kadehin ederinin ne zaman yükseleceğini tahmin edemediğimden ivedi davrandım. Bu arada posta kutumda faturalar yeşeriyordu. Dışarı çıktığım vakit ulus amele pazarında bir fırsatçılık yapıp iş bulanlar, tütün satıcılarıyla pazarlık halinde; bugün için talihine küfredenler ise ceplerine istifledikleri cıgaraları tek tek tüttürmekteydiler. Hemen onlara karışan kadınlar, ucuza sebze meyve kapatmak için hiç üşenmeden bu vakte kadar yanında sürükledikleri küçük çocukları ile evlerinin yolunu tutmaktaydılar. Aralarından sıyrılırken üzerime sinmiş bir muhabbetin son cümlesini kendime sorarken buldum:
-Gardaş bentderesi nereye taşınacakmış?

Pencereler arada bir sokağa göz kırpıyordu. İşte bu yüzden dolmuşlar dakikalarını aksatmadan, yağmurdan paçalarını sakınan insanların telaşlığını ve aceleciliğini taşıyarak ilerliyordu. Yani her yol bi kapıya dayanıyordu. Hazır herkes hapishanelerine dönmüşken hani biraz beyniniz sırnaşmışken organlarınıza, kaşıntıyı gidermek için elleriniz iç ceplerinize gitmişken, bentderesi ön bahçeme taşınmışken, kaygılanmayın sistem bunu da sağlayacaktır sizlere:

Görünmez elle mastürbasyon da yapabilirsiniz.


4 Şubat 2011 Cuma

merdaneli çamaşır makinesi

(!) = buton
istediğiniz zaman açın beni kapayın beni























dipsiz not: güngörmüş bu çamasır makinesi üzerinde sevişilebilir
ve hala inanıyorsanız günahlarınızı da sıkabilirsiniz.

5 Ocak 2011 Çarşamba

Soruşturma üzerine ahlak masasına gönderilmiş kısa bi öz geçmiş

                                                                                                                           insanlık ona iliştirilmiş bir ayıptı

Ben Nejla’yı hep tanırdım. Kurttepe Lisesinin en güzel kızıydı. İnce kaşlıydı o zamanların modası. Sallantılı bi yürüyüşü vardı ve bize günler çarşamba-perşembe olurdu. Sokaklarda sürtmesin diye her zaman az para verirlerdi. Yemek sonralarında parmaklarını ıslatarak sofradaki kırıntılarını dişleyen babası tarafından sorguya çekilirdi. Bir kez ananesinin aylığından kopardığı parayla gittiği Gülşen Bubikoğlu’nun bi filminde ağlamıştı.

Allah’ı var bir yamuğunu görmedin kızın ama doğuştan orospuydu. Ne giyse böyle sırıtırdı. Okulda ön sırası, yere kalem silgi atıp penis büyütme çabasındaki erkek arkadaşları arasında değişmeli kullanılırdı. Her tuvalet kapısının arkasında ırzına bi daha geçilirdi. Delik cepli pantolon giyen üst sınıfların volta mevzileri olmuştu Nejla’nın koridoru. En mahrem w kokusunu içine çekerlerdi. Ne zaman aklıma salınsa ya nöbete kalan bi asker iradesiyle kardeşimin uyumasını bekler ya da berber salonlarında toy çocukların balon üzerinde ustura edinimlerini suratımda denerdim. İlk kim ıslattı bilmiyorum. Üzerinden aşkın zaman akmamıştı ki kız gibi bakımlı bi arabanın içinde ölü bulundu. Müdürün ve öğretmenlerin Nejla’yı okulda basma hevesleri kursaklarında kaldı. Onlar bundan fazlasını hissetmediler. Ardından olmadık güfteler söylendi sofralarda kırıntılar dişlenirken.

Benim içinse sakat günler başladı.






7 Aralık 2010 Salı

yap b o z



1. Şu an ki durum tam da Havva ve Ademden sonraki mayoz bölünme ile çoğalma hiyerarşisinin ilk evresiydi. Fakat istisnai bir durum vardı. Bir elmada iki kurtçuk olmaz. Olmuştu.  Kertenkelelerin korku anındaki yaptığı gibi kuyruklar bırakılmıştı rahim atmosferinin dışına. Kuyruklar etrafında çırpınıyordu. Yapması gereken içgüdüsüyle hareket ederek onlardan sıyrılmasıydı, başarısız bir girişim. Kapanan kapının göğüslerine iç organlarının kolayca takibi için yerleştirilmiş camda simetrisi oluştu. Treni kaçırmıştı.

2. Merdivenleri neredeyse tamamlamaktaydı, çoraplarını bir korse gibi kullanarak balık etli bacaklarını kalıba sokan kız. Ona gözleri kilitlenmiş bir adamla çarpıştı. Bu çarpışma sırasında adamın cüzdanını iç etti ve kabarık duygularını ayıkladıktan sonra cüzdanı dilenmeye terk etti. Böylesi duygular araklanmaya değerdi.

3. Soluklanmak amacıyla konmuş noktaya ulaşmasıyla aradığı cümleyi bulmuş oldu. Şeffaf sarı bir gölge oturttu yatay uzanmış gövdesine cümlenin. Etrafa daha fazla iz düşüm oluşturmamak için kapağı bir kapana yakalanmış acı ve sabit şekilde yatan, gölge oluşturucuyu ağzına götürdü. Beklenen birleşme gerçekleşmedi ilk seferde. Dudakları şimdi bedeniyle aynı tondaydı.

4. Tırnaklarından utanıyordu. Ojesini beğendirememişti, merdivenleri tırmanırken kırıttığı insanlara. Oracıkta halletmeliydi oruspu ojelerini.

5. Boktan siyasi düşüncelerden muzdarip bir kızın konuşmalarına(ojelerinden de muzdarip olabilir) akşam yemeği alışverişini yapmış yapısıyla maki ağaçlarını andıran yaşlı kadın katıldı. Yapraklarıyla konuşmaya başladı. Mart rüzgarı -ben kedi esintisi derim- lise yıllarındaki Angaranın jöleli delikanlılarını biraz salladı ama düşmedi.

6. Elmanın içinden bir tünel açıyordu kurtçuk iç etleri morartarak. Çürük elma kokusu raylara sindi ve raylara paralel olarak durumda kirletilmiş gökyüzü binaların bacalarından içeri giriyordu. Bütün insanlıktan öcünü alıyordu içten içe çürüyen elmalara benziyorlardı sonları.

8. Götü yere yakın olanlardan korkun. Öyle bir tipti çocuk. Atletini külotuna sokma alışkanlığı vardı, ahlak masasınca defalarca vizesi eline verilmiş bir oruspu elleriyle sıyrılmış beyaz külotlardan.

9. Elmadan bir ısırık aldı. Her şeyi ağzıyla sakladı. Ağızlara Kan’dı.

(Yukarıda numaralandırılmış paragraflardan sikinize göre metin çıkarınız.)

7 Kasım 2010 Pazar

Beynimde transparan bi sıkıntı var maja



Düzenli olarak tacize uğramış biriyim. Kiralık bir bedene sahibim alt katı boş üstü de beyin hücreleri bozuk yani “ailelere verilmez” yazısı asılıdır. Çıplak duvarları olan bir yerdir ve rant için cinayet işlenmez. Bu odayı biçimlendiren kendi hacmi mi yoksa dışındaki hacimlerin bıraktırdıkları boşluk mudur, bunu bir düşüne koyulun sizinkilerden farkı bir penisin dokunulmamış hali gibi karartmalı, miskin ve parazitli olmasıdır. Bu arada ben elma ile şeftaliyi hala karıştırıyorum.

(rene magritte-listening room) i
Buraya oturma odası adını koyuyorum ki yakışıklı babaların pul döktükleri bir koltuk olmuştur hep içerisinde ve benim babam oraya gömüldü. Belki o koltuk büyüttü beni. O gündür bu gündür annem kibritleri ve kesici aletleri kaldırmıştır ve tembihlemiştir keraneye gitmeden önce üç beş posta at. Frued senin için elimi arşınlıyorum yani annemi seviyorum bu arada elmaya diş geçirmeden elma kurdu görenler sizleri de seviyorum, hadi yataklarda elma atalım birbirlerimize.

Ey büyük yeşil karanlık… Sermaye sahiplerini ben karşılamak isterdim üç film birden oynatılan izbe salonlarda. Sayın müşterilerimiz peçetelerimiz sınırlıdır. Tasarruftan anlar mısınız, götünüzü o kadar yaymaya ne gerek var sıkışın işte arz talebini yaratıyor. Yine mi tersten yaktı sigarayı yeni yetme çocuk, piç etti lan sigarayı. Bu arada Ali haydar saten külotlu çoraplar gibi sündürüyor rakıdan arta kalan hayallerimizi.

Kalbimde hasar olduğunu söyledim röntgende bir şey çıkmadı dedi doktor. Sigara içtiğimi hemen anladı halbuki her gün ara sokaklarda içerim ben bi de 1.65 boy bi kadın iç, in iyi bir yatak olmadığımı düşünmüş ki baskete başlamamı yazmış reçeteye. Ben daha düzelmedim.

Sizler baskete başlayabilirsiniz uygundur belki penisleriniz uzar, artık bir kadın olarak da canım sıkılıyor. Günlerdir telefonumda bi hareketlilik yok. Bir iyilik yapacaksanız bana telefonlarınızı çıkarın ve mesaj bölümüne girin, T9'la nasıl sıkıldığınızı yazın.

Ha bu arada tanıştırmadım mı komşunuz ruhi bey iyi adamdır arada bi çıkıp gelmez.

Sana da bir şeyler yazmadan edemedim maja,

(francisco josé de goya-maja) ii


Giyinik halin daha tehlikeli Maja

Bence bu tablo tenha bir yerde çizilmeli

Ecvet emrah